24 Nisan 2018 Salı




Ağıtlar; Müzikal Hafızamız
Toplumsal belleğimizin en önemli unsurlarından olan sözel kültür içinde müzik önemli bir yer tutar.  Müzik folklor alanında türkü, ağıt halk müziği gibi adlandırmalar ile bilinse de yaygın olanı türkü kavramıdır. Türküler bizim manevi değerlerimizin melodik ifadesidir. Türküler her ne kadar bizim yöresel kültürümüzle özdeşleşse de, zaman içinde yayılması nedeniyle, farklı biçimlere bir başka değişle varyantlara, tavırlara, biçemlere bürünebilir. Böylelikle yöreselden çok daha geniş coğrafi alanlara yayılarak varlıklarını sürdürürler.

Halk müziğimizin en önemli unsurlarından olan ağıtlar, toplumun tüm travmatik inceliklerini bünyesinde barındırır. Ağıtlar bizim halk kültürünün psişik kodlarını çözmemize yardımcı olur. Ağıtları halk müziğinde diğerlerinden ayıran en önemli nokta budur. Ağıtlar kadim zamanlardan beri, her kültürün vazgeçilmez ve belirleyici müziğidir. Hristiyanlık kültüründe Requiem olarak bilinir. Requiem aynı zamanda müzikal kompozisyonların adlandırılmasıdır.
Ağıtlar konusunda farklı kültürlerin ortaya çıkardığı müzikal metinler, kitaplaştırılmıştır. İbranilerin bilinen en eski ağıt kitabı Eykah’tır. Mezmurlar’ın  içeriğinde de ağıtlar yer almaktadır. Türk kültür tarihinde ağıtlar, İslamiyet öncesi Sagu, Divan Edebiyatında ise Mersiye olarak bilinir. Yüzyıllarca süren gelenek içinde ağıtlar ne şekilde adlandırılırsa adlandırılsın, elimizde olan belgelere baktığımızda binlerce ağıt repertuvarına sahip olduğumuzu görürüz. Ağıtlar müzikolojinin, etnomüzikolojinin ve folklor alanının her zaman ilgi odağı olmuştur.
Yaptığı araştırmalar ile dikkat çeken Ömer Faruk Yaldızkaya Türkmen Ağıtları adlı kitabı ile önemli bir boşluğu dolduracak başvuru kaynağını bizlere sunmuştur. Sayın Yaldızkaya’nın uzun ve zahmetli bir çalışması sonunda ortaya çıkan Türkmen Ağıtları bu alanda çalışacak yerli ve yabancı araştırmacılara yol gösterici niteliktedir. Emirdağ Yöresinin sözel hafızasından ortaya çıkan bu müzikal repertuar, bilimsel sınıflandırma ile kitaplaştırılmış ve literatürde hak ettiği yeri almıştır. Umarız bu ve buna benzer çalışmalar çoğalarak kültürel hafızamızın zenginliği yok olmadan arşivlenir. Kültür deryamızın her damlasının buhar olup uçmadan değerlendirilmesi ancak böyle nitelikli çalışmalarla başarılabilir.
Elimizdeki Kitabın gönüllü kahramanı Ömer Faruk Yaldızkaya’yı tekrar kutluyor, bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyorum.
Vural yıldırım
Etnomüzikolog




26 Mart 2018 Pazartesi





                     Mezzo Soprano Ezgi Saydam-Piyano Özlem Büyükburç Konseri

Şan. Ezgi saydam
Piyano: Özlem Büyükburç
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı opera-Şan bölümü mezunu Ezgi Saydam ve aynı okulun Piyano bölümünden mezun olan Özlem Büyükburç 28 nisanda müzikseverler ile bir araya geliyor.
Müzik çalışmalarına bağımsız olarak devam eden sayın saydam, yurt içi ve yurt dışında birçok konserler vermiş ve Kadın Aşkı ve Hayatı adlı bir albüm çıkarmıştır. Haliç Konservatuvarında öğretim üyesi olarak akademik çalışmalarına devam etmektedir.
Uzun yıllar piyano çalışmalarını özel ve akademik alanda sürdüren Sayın Büyükburç, Halen İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda piyano bölümünde dersler vermektedir. 
Beethoven, Mozart, Dede Efendi, Nazife Güran, Bizet, Kurt Weill, Bizet gibi müziğin ustalarından seçme eserlerden oluşan repertuvar müzik dinleyici açısında oldukça doyurucu bir niteliğe sahip.
Yer: Aynalı geçit. Meşrutiyet Cad. Avrupa Pasajı Kat:2 Galatasaray, 34435 Beyoğlu/İstanbul
Tarih: 28 Nisan 2018
Saat: 17.00
Biletler kapıdan temin edilebilir.




29 Kasım 2017 Çarşamba




KUTUP YILDIZIMIZ İLHAN BARAN
Yayına Hazırlayan: Seyit Yöre
Müzik Bilimleri Dizisi 
Editör: Vural YILDIRIM


28 KASIM 2017 tarihinde Bağlam Yayınlarından çıkan kitap tanıtım ve mini konser etkinliği gerçekleşti. Etkinlik sunumu Doç.Dr. Seyit Yöre tarafından yapıldı. Piyanist Yeşim Gökalp, ilhan Baran eserlerinden harika bir seçki ile bizleri büyüledi.
Kitap tanıtım yazısı:Bu kitap, İlhan Baran’ın besteci, öğretmen, proje öncüsü, filozof yönlerini ve yaşam biçimini tanıklarının hafızalarından ortaya koyan özgün bir çalışma olmuştur. Yazıların içeriklerinde İlhan Baran’a dair çok sayıdaki ortak vurgulamalar, onun yıllar içindeki değişen veya değişmeyen özelliklerini de gösterir. Onu yakından tanımayıp hakkında üretilen efsaneleri işitenler, güncel olarak bu kitapta, tanıklarının zihninden ve gözünden Baran’ı bir parça tanıyacaklardır. Başta da bahsettiğim gibi, bu kitap her ne kadar İlhan Baran’a dair olsa da -onun makaleleri ve görüşlerinin katkısı da dahil- doğrudan ve dolaylı olarak Türkiye’nin 1950-2000 arası müzik tarihine, özellikle de Ankara Devlet Konservatuvarı çerçevesinde, değinmiştir. Bu kitabı okuyacak ilgililer, bir bestecinin öğretmenlik ve önderlik hali ile onun çerçevesinde Türkiye’de müziksel işlerin yürüyüşünü tüm metinlerdeki parça ve bütünden görebileceklerdir.



26 Kasım 2017 Pazar





BULUŞMA KARMA SERGİ

Buluşma  adlı karma sergi  24 Kasım – 4 Aralık 2017 tarihleri arasında New Design Art’ta sanatseverler tarafından ziyaret edilebilir.
Sergi, 24 Kasım’da iş ve sanat dünyasının önde gelen isimlerinin yer aldığı kokteyl ile açıldı.

New Design Art, sanatsal ve kültürel etkinliklerini sosyal sorumluluk projesi kapsamında sürdürmeyi amaçlayarak hem kendi koleksiyonunda yer alan Türk resminin değerli sanatçılarının yapıtlarından seçme eserleri, hem de genç ve değerli sanatçıların hazırlamış olduğu seçkin yapıtlarından oluşan eserleri İstanbullu sanatseverlerle buluşturuyor.


Adres: Vali Konağı Cd. Süleyman Nazif Sk. No: 17/A    Nişantaşı – Şişli / İstanbul


20 Kasım 2017 Pazartesi



                              İdeal Bir Sanatçı Olmanın 21 Yolu



25 Kasım’a  kadar sürecek olan karma sergi oldukça dikkat çekici.  Günümüz genç, fakat aynı zamanda önümüzdeki yıllarda ciddi başarılı çalışmalara imza atacak 21 sanatçı. Serginin teması kimlik, daha doğrusu kimlik sorgulaması.
Sanatçı olma sorunu, çağımızın çağdaş sanat kavramı ve geleneksel arasında gelgitler yaşayan yeni sanatçı adayları ve bunların eserlere yansıması.
Sanatçıların ürettikleri eserleriyle Akademililer Sanat Merkezi Sergi salonunda buluşması bizler için belki de bir şans.
Sergide eserleri bulunan sanatçılar: Hayri Ağan, Aslı Altınışık, Şeyma Barut, Baki Bodur, Songül Canerik, Sevinç Çiftçi, Tuğçe Diri, Efe Erdoğan, Cansu Kahraman, Nadide Acar Karaca, Zeynep Dicle Kaymaz, Ekin Su Koç, Eylül Köksümer, Joel Menemşe, Arda Selim, Halil Şentürk, Ercan Sert, Rabia Seyhan, Hülya Sözer, Kudret Türküm ve Yağmur Yılan.
Akademililer Sanat Merkezi
Balo Sokak. Beyoğlu.



12 Kasım 2017 Pazar



                                36. Uuslararası İstanbul Kitap Fuarı

Prof. Mesut İKTU
Doç. Dr. Seyit YÖRE
Müzikbilimci Vural YILDIRIM

11 KASIM 2017
Saat.13:45

Moda Salonu




6 Kasım 2017 Pazartesi

                                   

KAOTİK  MÜZİKAL ATMOSFER


Günümüzde olduğu düşünülen olayların tarih içinde farklı şekillerde kendini gösterdiğini savunan bir gerçeklik var. Böyle bir düşüncenin kısaca “tarih tekerrürden ibarettir” sözü ile anlatıldığını hepimiz biliriz. İnsanlığın başladığı andan beri sürekli var olan toplumsal olaylar, özde aynı olsa da biçimsel farklılıklar gösterebilir. Gerçi bazıları böyle bir anlayışa karşı gelebilir ve tarihteki olayların birbirinden bağımsız olduğunu savunabilir.
Kaos kavramı bu konuda bizleri en çok meşgul eden kavramlardan biridir. Tarihin her döneminde çeşitli nedenlerden ötürü kaos yaşandığı bilinir. Bu konuda ciddi kuramsal çalışmalar yapılmıştır.
Bir görüş kaosun varlığını kabul ederken, diğer bir görüş kaosta bile bir düzenin olduğunu savunmaktadır. Sonuçta nasıl düşünürsek düşünelim, kaosun bizi bir düzen anlayışı düşünmemize, istememize zorladığı gerçeğidir. Kaos varsa, düzen de vardır.
Kaos en genel tanımı ile düzensizlik demektir. Khaos Yunan kaynaklı ve “düzenin zıttı, düzensiz” anlamına gelen bir kavram. Aynı zamanda Yunan mitolojisinde Uranos öncesi tanrı olarak da kabul edilir.
Kaos yaşamın her alanında bir başka değişle yaşamın içinde yer alır. Kaos olmalı ki düzen olsun. Karanlık olmalı ki aydınlık olsun. Düzen, belirli bir süre sonra sıradanlaşarak düzensizliği doğurabilir. Düzensizlik kaosa yol açar.
Sanat alanında kaos konusu oldukça yoğun olarak işlenmiştir. Kaosu aynı zamanda yeni bir oluşumdan, düzenden önce olarak kabul edersek, sanat yapıtının ortaya çıkma sürecini anlamsal olarak kaosla ilişkilendirmek mümkün olabilir. Özellikle plastik sanatlarda kaos değişik kompozisyonlarla işlenmiştir. Örneğin, Bosch’un Cehennem adlı tablosu, Van gogh’un Starry Night adlı tablosu, Fütüristlerin, kübistlerin çalışmalarının önemli bir bölümü kaosu, düzensizliği ve bunun sonucunda olması gerekeni anlatır.
Müzik yapısal olarak kaos ve düzeni anlatmaya yatkın bir sanat alanıdır. Renklerin ustaca işlenerek bir yapıyı oluşturması, müzikal imgelerin bira adalığı ve seslerin kendi iç mücadelesi…
Müziğin özünde var olan ses ve sessizliğin tüm yaratılış mitlerinde bir fon edasıyla kendini gösterdiğini kabul etmemiz gerekir. Müziğin ifade şekli bakımında diğer sanat dallarından ayrılması, sesleri, bir başka değişle frekansları kullanması onun kaosa yatkınlığının bir belirtisidir. Müziğin yapısal olarak ses imgelerinin görüntülenmesi, onu bir gerçekliğe dönüştürmeye yetmez. Aynı zamanda seslerin birlikteliği ve duyumuza hitap etmesi metafizik boyutta bir süreçtir. Seslerin dinlenme sırasındaki algılanma biçimi binlerce yoruma açık bir düşsel gerçekliği beraberinde getirir.
Müzik bir sanat dalı olarak diğer alanlarda olduğu gibi kaosa, kötülüğe, düzensizliğe karşı bir duruş sergiler. Ritim, ses, sessizlik, melodi, armoni bu duruşun kompozisyon içindeki öğeleridir. Ritmik bozuklukların ciddi bir sorun olduğunu sağlık alanından biliriz. Kalbin düzensiz atışı ölümlere neden olabilir. Düzen müziğin olmazsa olmazıdır. Kaldı ki rastlamsal ya da yeni karmaşıklık (New Complexity) akımları da kendi içlerinde bir düzeni barındırır.
Kaos düzensizlik, boşluk, düzen karşıtı olarak tanımlansa da, düzeni içinde barındırır. Adorno düzen ve kaos konusunda aforizmatik çalışmalar yapmıştır. Bilindiği gibi kendisi aynı zamanda müzik konusunda da çalışmalarda bulunmuştur.
Müzik somut-soyut ikileminin tam da arasında bulunan ve o nedenle kavramsal anlamda üzerinde ciddi çalışmalar yapılan bir alandır. Müziğin düzen ve düzensizlik ikilemindeki tutarlı duruşu sanat alanında onu farklı bir kategoride değerlendirilmesini sağlar. Arthur Schopenhauer müziği tüm sanat dallarının en üstünde bir yere oturtarak değerlendirmesi tesadüfi değildir.
Toplumsal yapı içinde rutin olan gidişatın zamanla düzensizliğe doğru yönelmesi ciddi travmalara neden olabilir. Müzik kültürel bir ürün olma nedeniyle, bu tür olaylardan etkilenmesi kaçınılmazdır. Müzikal tarih aynı zamanda toplumsal tarihtir. Çünkü birbirleri içinde yer alırlar. Her dönemin farklı bir kültürel dinamizmi vardır. Müzik tarihini de dönemlerle ifade ederiz. Son zamanlarda ise popüler kültür ile birlikte artık dönem isimleri yıllar olarak ifade edilmektedir. 80’li yıllar, 90’lı yıllar gibi…
Müziği başlangıçtan günümüze kadar sosyal açıdan analiz ettiğimizde kaotik yansımaların olduğunu görürüz. Kavimler göçü, dünya savaşları, ekonomik krizler vb. olaylar müziğe yansımış ve müzik tüm bunlara rağmen yaşadığı çelişkileri yine kendi içinde çözmüştür.
Yıldız Tilbe şarkıları, Tarkan’ın ilk zamanları, İzel Çelik Ercan, Tayfun, serdar Ortaç, Hurşit Yenigün, Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur, Hakkı Bulut, küçük Emrah vd. müzik dünyasındakilerin “müzik” adına, “sanat” adına yaptıklarının kaotik bir atmosfer yarattıkları ve buna bağlı olarak, müzik sektöründeki manipülasyonun boyutlarını anlamak zorlaşmaktadır.
Her dönemin kendi içinde yarattığı atmosfer ile sanat alanının kıyısından köşesinden tutunarak, kendi varlığının devamını sağlamaya yönelik çabalarıyla hareket etmektedir. Müzik bu ortam içinde saf ve masum kalmaya çalışsa da, devrinin tüm negatif etkilerini bir düzen içinde bünyesinde barındırmaktadır.





Ağıtlar; Müzikal Hafızamız Toplumsal belleğimizin en önemli unsurlarından olan sözel kültür içinde müzik önemli bir yer tutar.   Müzi...